TURIZMDE YABANCI PERSONEL ÇALIŞTIRMA MEVZUATI

YABANCI PERSONEL ÇALIŞTIRILMASI

4817 Sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun yabancıların Türkiye’deki çalışmalarını izne bağlamak ve bu yabancılara verilecek çalışma izinleri ile ilgili esasları belirlemek amacı ile düzenlenmiştir. Ülkemizde çalışacak yabancıların ve yabancı personel çalıştıracak işverenlerin 4817 sayılı yasaya, yönetmeliklere ve bu yasaya bağlı diğer kurum ve kuruluşların yapacağı düzenlemelere göre hareket etmeleri gerekmektedir.

Yabancıların Çalışmaları ile ilgili izin belgelerini vermeyi kanun koyucu bu kanun ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na vermiştir.

Çalışma izinleri Çeşitleri

1. 1. Süreli çalışma izni; En çok başvurusu talep edilen çalışma izni şeklidir. İş piyasasındaki durum, sektörel ve istihdama ilişkin faktörler göz önüne alınarak yabancının ikamet izninin süresi ile hizmet akdinin veya işin süresine göre, belirli bir işletme ve belirli bir meslekte çalışmak üzere en çok bir yıl süreyle (ilk müracaatta bir yıl uzatmalarda üç yıla kadar) verilmektir. Bu izin süresi bittiğinde personelin çalıştığı işyerinde ve mesleğinde değişiklik yok ise süre uzatımı yapılabilir.

2. 2. Süresiz çalışma izni; Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe Türkiye’de en az sekiz yıl kanuni ve kesintisiz ikamet eden veya toplam altı yıllık kanuni çalışması olan yabancılara, iş piyasasındaki durum ve çalışma hayatındaki gelişmeler dikkate alınmaksızın ve belirli bir işletme, meslek, mülkî veya coğrafi alanla sınırlandırılmaksızın süresiz çalışma izni verilebilir.

3. 3. Bağımsız çalışma izni; Bağımsız çalışacak yabancılara Türkiye’de en az beş yıl kanuni ve kesintisiz ikamet etmiş olmak koşulu ile verilebilmektedir.

Çalışma Bakanlığı yabancı personel çalışma izni verirken firmada çalışan Türk vatandaşlarının ve yabancı personellerin sayısını SSK bildirgelerinden yola çıkarak incelemektedir. Türk vatandaşlarının yapabileceği bir iş için yabancı personel istihdamına sıcak bakmamaktadır. Yani ülkemizde aynı işi yapan personel yerine, daha çok kalifiye personelin temini ve istihdamı üzerinde durmaktadır. Örnek verecek olursak Ukrayna’ya ihracat yapan bir firmanın bu ülkeyi tanıyan, bağlantısı olan ve dilini iyi bilen firma için önemli sayılabilecek yabancı bir personeli dış ticaret müdürü sıfatı ile istihdam etmesi normal bir yabancı personele göre çok daha kolay olacaktır. Uygulamada Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya ve 3. Dünya ülkelerinden gelen ve üniversite mezunu olmayan yabancı personellere çalışma izni verilmesi de kolay olmamaktadır.

Çalıştırılacak yabancı personel sayısında herhangi bir miktar kısıtlaması olmamasına rağmen Bakanlıkça verilen izinlerde bu konuya da dikkat edilmektedir. Yine örnek verecek olursak, turizm sektöründe çalıştırılacak yabancı personel sayısı ile ilgili bir sınırlamaya gidilmiştir. Turizm sektöründe çalıştırılacak yabancı uyrukluların miktarı, toplam personelin %10'unu geçemez. Bu oran Turizm Bakanlığınca %20'ye kadar arttırılabilmektedir. Yükseköğretim kurumlarında da yabancı uyruklu öğretim elemanı çalıştırılması esaslarına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı olduğu bilinmektedir.

Ülkemizde çalışacak yabancı personelin önce çalışma izni alarak çalışacağı ilin emniyet müdürlüğüne başvurarak ikamet tezkeresi alması gerekmektedir. İkamet tezkeresi ile ilgili detaylı bilgiler aşağıdaki adresten edinilebilir.

http://www.emniyet.gov.tr/hizmet.yabancilar.ikamet.asp

Ülkemizde çalışmak isteyen yabancılar istedikleri tüm meslek kollarında faaliyette bulunamamaktadırlar. Yabancılara yasaklanmış meslekler konusu T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 155 no.lu 02.10.2003 tarihli Genelge’nin (L) bendinde belirtilmiştir.

1- 815 sayılı Kabotaj Kanunu uyarınca; kara suları dahilinde balık, istiridye, midye, sünger, inci, mercan, sedef, kum, ve çakıl ihracı, denizde kazaya uğrayan deniz araçları ile terkedilmiş enkazın kaldırılması, dalgıçlık, arayıcılık, kılavuzluk, deniz bakkallığı, deniz araçlarında; kaptanlık, çarkçılık, katiplik, tayfalık, amelelik, iskele rıhtım hamallığı, deniz esnaflığı. 2- 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanunu uyarınca; Türkiye sınırları içerisinde hava yolu ile yük ve yolcu taşıma. 3- 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca; maden hakkı. 4- 5680 sayılı Basın Kanunu uyarınca; periyodik yayınlarda mes’ul müdürlük. 5- 2821 sayılı Sendikalar Kanunu uyarınca; sendika kuruculuğu. 6- 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu uyarınca; seyahat acentelerinde mes’ul müdürlük. 7- 4458 sayılı Gümrük Kanunu uyarınca; gümrük müşavirliği. 8- 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu uyarınca; kooperatif yönetim kurulu üyeliği. 9- 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun uyarınca; doktorluk, hemşirelik, dişçilik, ebelik, hastabakıcılık. 10-6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun uyarınca; eczacılık. 11- 3958 sayılı Gözlükçülük Hakkında Kanun uyarınca; gözlükçülük. 12-6343 sayılı Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun uyarınca; veterinerlik. 13- 2219 sayılı Hususî Hastaneler Kanunu uyarınca; özel hastanelerde sorumlu müdürlük. 14- 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu uyarınca; hakimlik ve savcılık. 15-1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca; avukatlık. 16-1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca; noterlik. 17-2495 sayılı Bazı Kurum ve Kuruluşların Korunması ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun uyarınca; özel veya kamu kuruluşlarında güvenlik görevliliği.

Gerek çalışma izni almış olarak gerekse çalışma izni olmadığı halde yukarıda sayılan meslekleri icra eden yabancılar hakkındaki yasal işlemler, “4817 sayılı yasaya muhalefet” gerekçesiyle yerine getirilecektir.

Söz konusu genelgeye aşağıdaki internet adresinden ulaşılabilir

http://www.emniyet.gov.tr/islemler/yabancilar/yeni_calisma_genelgesi_02.10.2003.doc

Yabancı personelin geldiği ülkeye, yaptığı işe göre “karşılıklılık ilkesi, uluslar arası hukuk ve Avrupa Birliği hukuku” gibi düzenlemelere dikkat edilmesi ve yasaya uygun hareket edilmesi gerekir.

Çalışma izni alınması oldukça uzun bir süreçte gerçekleşmektedir. Kilit personelde 15 gün gibi kısa bir sürede çalışma izni verilmesine karşılık diğer yabancı personellerde ise yaklaşık üç ay gibi bir süre söz konusu olabilmektedir. Özellikle, mevsimlik (sezonluk) yabancı personel çalıştırmak isteyen kuruluşların bu hususları göz önünde bulundurmalarında büyük yarar vardır. Müracaatta dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de çalışacak yabancı personelin herhangi bir sebebe istinaden en az altı ay süreli geçerli ikamet izni bulunmuyorsa çalışma iznini, vatandaşı olduğu ülkenin veya altı aydan fazla ikamet ettiği ülkenin T.C. Temsilciliklerine yapması ve bu müracaat yapıldıktan sonra 3 gün içinde Çalışma Bakanlığına istenilen evraklarla birlikte müracaat etmesi/edilmesi gerekmektedir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının verilerine göre kaçak olarak çalıştırılan yabancı uyruklu işçilerin sayısı bir milyonun üstündedir.

Kanun ile yabancı kaçak işçiliğin caydırılmasına yönelik idari para cezalarının yanı sıra yabancı personeli kaçak çalıştıran işveren veya vekillerine, yabancının, varsa eş ve çocuklarının konaklama giderlerini, ülkelerine dönmeleri için gerekli masrafları ve gerektiğinde sağlık harcamalarını karşılama zorunluluğu getirilmiştir.

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen ve önümüzdeki günlerde de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenen 5665 Sayılı “Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” ile, 4817 sayılı Kanunun bazı maddelerinde önemli değişiklikler yapacaktır. 5665 sayılı Kanunun Resmi Gazete’de yayımlanacağı tarihte yürürlüğe girecektir.

Çalışma izninde süre uzatımı, yabancılara yasaklanmış meslekler, çalışma izni başvurularında istenilecek belgelerle ilgili olarak Çalışma Bakanlığı’nın web adreslerinden faydalanılabilir.

http://www.calisma.gov.tr/mevzuat/4817_yabancilarin_calisma_izinleri.htm

http://www.yabancicalismaizni.gov.tr/index_tr.htm

http://www.yabancicalismaizni.gov.tr/english/index_eng.htm

5683 sayılı Yabancıların Türkiye`de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun’un 3. maddesinin 2. fıkrasında, “iş tutmak maksadıyla Türkiye`ye gelen yabancılar, geldikleri tarihten itibaren bir ay zarfında ve her halükârda çalışmaya başlamazdan evvel ikamet tezkeresi almış bulunmalıdırlar.” hükmü yer almaktadır.

Aşağıda ikamet tezkeresini almış yabancı uyruklu bir işçinin almış olduğu ücretin SSK ve Vergi Mevzuatı açısından değerlendirilmesi yapılmıştır.

1. 1. Vergi Mevzuatı Açısından Değerlendirme:

Gelir Vergisi Kanunumuzun 4. maddesinde, ikametgahı Türkiye’de bulunanlar ile bir takvim yılı içerisinde Türkiye’de geçici ayrılmalar haricinde altı aydan fazla oturanların Türkiye’de yerleşmiş sayılacağı, ikametgahın ise Medeni Kanunun 19 ve müteakip maddelerinde sayılan yerler olduğu belirtilmiştir. Yine aynı Kanunun 5. maddesi uyarınca ise, belli ve geçici bir görev için Türkiye’ye gelen iş, ilim ve fen adamları, uzmanlar, memurlar, basın ve yayın muhabirleri ve durumları bunlara benzeyen diğer kimselerle, tahsil veya istirahat veya seyahat maksadıyla gelenler ile tutukluluk, hükümlülük veya hastalık gibi elde olmayan sebeplerle Türkiye’de alıkonulmuş veya kalmış olanlar Türkiye’de yerleşmiş sayılmamaktadır. Vergi Kanunlarımıza göre Türkiye’de yerleşmiş sayılmayanlar dar mükellefiyet esasına göre ve sadece Türkiye’de elde ettikleri kazanç üzerinden vergilendirilmekte, Türkiye’de yerleşmiş sayılanlar ise tam mükellefiyet esasına göre Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden Türkiye’de vergiye tabi olmaktadırlar.

Gelir Vergisi Kanunumuzun kazanç ve iradların Türkiye’de elde edilmesine ilişkin 7. maddesinin 3. bendinde ücretlerde;

a) a) Hizmetin Türkiye’de ifa edilmiş veya edilmekte olması veya Türkiye’de değerlendirilmesi;

b) b) Türkiye’de kain müesseselerin idare meclis başkan ve üyelerine, denetçilerine, tasfiye memurlarına ait huzur hakkı, aidat, ikramiye ve benzerlerinin Türkiye’de değerlendirilmesi, hallerinde ücret gelirinin Türkiye’de elde edilmiş sayılacağı belirtilmiştir. Yer verilen hüküm çerçevesinde, yabancı çalışanların Türkiye’de ifa etmiş oldukları hizmet dolayısıyla elde edecekleri ücretler Türkiye’de elde edilmiş sayılmakta ve Türkiye’de vergiye tabi olmaktadır.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesinde ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen paralar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olarak tanımlanmış olup, aynı Kanunun 94. maddesi uyarınca hizmet erbabına ödenen ücretler ile ücret sayılan ödemeler üzerinden yine aynı Kanunun 103 ve 104. maddelerine göre gelir vergisi tevkifatı yapılacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla yabancı çalışanın Türkiye’ye belli ve geçici bir işi ifa etmek amacıyla çalışıyor olması durumunda, bu hizmeti dolayısıyla elde edeceği ücret gelirleri üzerinden Gelir Vergisi Kanunu’nun 103. maddesinde belirlenmiş olan artan oranlı vergi tarifesine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

2. 2. SSK Uygulamaları:

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun “sigortalı sayılmayanlar” başlıklı 3. maddesinin 1/G fıkrası uyarınca; “Yabancı memleketlerde kurulu herhangi bir müessese tarafından ve o müessese nam ve hesabına Türkiye’ye bir iş için gönderilen ve yabancı ülkede sigortalı olduğunu bildiren yabancılar” sigortalı sayılmamaktadır. Bu kapsamda, yabancı bir ülkede kurulu bir müessese tarafından ve o müessese nam ve hesabına Türkiye’ye bir iş için gönderilen ve ülkesinde sigortalı olduğunu bildiren yabancı çalışanlar Türkiye’de sigortalı sayılmayacak ve bu çalışanlar için hiçbir sigorta kolu uygulanmayacaktır.

Diğer taraftan, yine aynı Yasa’ nın 3. maddesinin 2. fıkrasının (A) bendi gereğince kısa vadeli sigorta kolları(iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık) yabancılar için zorunlu iken, uzun vadeli sigorta kolları (malullük, yaşlılık ve ölüm) uygulamada isteğe bırakılmıştı. Ancak ilgili bendin 4958 sayılı yasa ile 06.08.2003 tarihinden kaldırılması nedeniyle, bu tarihten itibaren yabancı uyruklular hakkında tüm sigorta kolları (uzun-kısa vadeli sigorta kolları) uygulanmaya başlanılmıştır. Ayrıca yabancı uyrukluların göçmen, mülteci veya uyruksuz (herhangi bir devletin vatandaşlığında olmayan) olmasının bir önemi olmayıp, tüm sigorta kollarına zorunlu tabi olacaklardır.

Sonuç olarak Türkiye’de yerleşmiş sayılan yabancı uyruklu işçilere ilişkin olarak G.V.K 103-104. maddelerine göre gelir vergisi tevkifatı yapılacağı ve tüm sigorta kollarına zorunlu olarak tabi tutulacağı muhakkaktır.

3. 3. Yabancı Uyruklu İşçilerde Kıdem Tazminatı Hakkı

Bilindiği üzere İş Kanunun da bir işverene tabi olarak çalışan bir işçinin kıdem tazminatı hak kazanabilmesi için temel iki şart olduğunu belirtmiştir. Bunların birincisi; işçinin iş yerinde çalışmaya başladığı tarihten itibaren iş sözleşmesinin devamı süresince en az tam bir yıl çalışmış bulunması, ikinci ise 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde sayılan nedenlerden birisi uyarınca iş sözleşmesinin son bulmasıdır.

Mevzuatımızda bir işverene tabi olarak çalışan bir işçinin kıdem tazminatı hak kazanma koşullarını düzenlerken taabiyet ayrımına gidilmemiştir. Bu nedenledir ki, yabancı uyruklu çalışanların ülkemizdeki çalışmaları sırasında iş sözleşmelerinin feshedilmesinde kıdem tazminatı ödenmesine kural olarak bir engel bulunmamaktadır. Yeter ki yabancı uyruklu çalışan ilk paragrafta belirtilen iki temel şarta sahip olsun.

Ayrıca kıdem tazminatı alarak iş sözleşmesi fesih olan yabancı uyruklu bir çalışanın çalışma izninin akıbeti ise çalışma izninin süreli veya süresiz olmasına bağlıdır. Yabancı uyruklu işçi süresiz çalışma iznine (Türk vatandaşları gibi) sahip ise işçi sözleşmesinin feshinden sonra da başka bir iş yerinde çalışabilecektir. Fakat yabancı uyruklu işçi süreli çalışma iznine sahip ise iş sözleşmesinin feshiyle birlikte artık başka bir iş yerinde çalışamayacaktır.

4. 4. İşsizlik Sigortası Uygulamaları:

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 46 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında işsizlik sigortası kapsamına alınanlar sayılmıştır.

Bunlar; 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2 nci maddesinde belirtilen sigortalılar ile aynı Kanunun 20 nci maddesinde açıklanan sandıklara tabi sigortalılar ve mütekabiliyet esasına dayalı olarak ülkemizde çalışan yabancı işçilerdir.

Bu kapsamda, ülkemizde tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışan yabancı personeller İşsizlik Sigortası Uygulamasından faydalanabilmektedirler. Ancak, çalıştıkları müessese nam ve hesabına Türkiye’ye gönderilen ve geldikleri ülkede sigortalı olduklarını beyan eden kişiler sigortalı sayılmadıklarından işsizlik sigortasına da tabi bulunmamaktadırlar.

Bilgilerinizi rica ederiz.

TÜRKİYE SEYAHAT ACENTALARI BİRLİĞİ

(TÜRSAB)

sudeya®2007